Halitosis (Ağız Kokusu)

Ağız kokusu kaynağı tespit edilip tedavi edilmediği sürece çeşitli ürünlerin kullanımının sonuçları etkili ve tedavi edici olmamaktadır.

Ağız Kokusunun Kaynağı Nedir?
Ağız kokusu kaynağına göre üç gruba ayrılır:

– Kaynağını ağız içerisinden alan kokular.
– Nefes ve solunum yollarından gelen kokular.
– Sindirim sisteminden gelen kokular.

Ağızdan gelen kokuların kaynağı çoğunlukla yine ağız içindeki sorunlardır. Ağız kuruluğu, uzun süreli açlık, ağız içerisindeki hastalıklar, iltihaplar ve dil üzerinde biriken bakteriler ağız kokusunun ana sorunlarındandır.
Tedavi edilmemiş çürükler, dişler arasında sıkışıp kalmış gıda artıkları, hatalı yapılmış protezler, dişeti hastalıkları ve gerekli ağız bakımının yapılmaması, ağız kokusunun birçok nedenleri arasında sayılabilmektedir.

Sindirim sisteminden gelen kokular, oldukça azdır ve çoğunlukla mideden gaz kaçırıldığında ortaya çıkar.

Nefes ve solunum yollarından kaynaklanan kokular ise, tüm ağız kokularının yaklaşık %10’u kadardır ve bazı ciddi hastalıkların habercisi ya da onların sonucu olarak ortaya çıkabilmektedirler. Şeker hastalığı bu hastalıklar arasında ilk akla gelenler arasındadır. Solunum yollarındaki kronik enfeksiyonlar ve bademcik taşları gibi faktörler de nefesin kokmasına neden olabilmektedir.

Ağız Kokusu Tedavisi
Ağız kokusunun tedavi edilebilmesi için önce ağız kokusu kaynağının doğru belirlenmesi ve bu tespit sonucu ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kliniğimizde ağız kokunuzun düzeyinin belirlenebilmesi için özel cihazlar kullanılmaktadır. Ağız içi kaynaklı kokularda tedavi, kişiye ve gereksinimlerine özgü olarak hazırlanmakta ve çoğunlukla ağız içerisindeki gıda takılmalarının ortadan kaldırılması, iltihapların ve çürüklerin temizlenmesi ve ağız içi bakteri sayısının ağız bakımı yöntemleriyle azalmasından oluşmaktadır. Diş kliniğimizde bu tedaviler bir taraftan gerçekleştirilirken, diğer taraftan da ağız bakımı eğitimi ve uygulamaları ile ağız kokusunun tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır.

Devamlı Ağız Bakımı İçin Yapılması Gerekenler
Ağız bakımı olarak sadece diş fırçası kullanımı yeterli değildir. Bakterilerden ve oluşturdukları ağız kokusu ve diğer olumsuzluklardan kurtulabilmek için diş ipi, köprü altı ipi ve dil kazıyıcısı kullanılması gerekmektedir. Gerekli olduğunda anti bakteriyel ağız gargaralarının kullanımı yararlı olmaktadır.

Konservatif Diş Tedavileri

Konservatif (Restoratif) Diş Tedavileri

Dolgu Tedavisi
Diş çürüklerinin temizlenmesi ve bunun olumsuz sonucu olarak dişlerdeki oluşan boşluğun (kavite) yapay bir dolgu malzemesi ile doldurulmasıdır.

Diş Çürüğü Sebepleri,
– Bakteri plağı
– Karbonhidratlı gıdalar (şeker, un vs.)
– Bünyesel etkenler (dişin yapısı, tükürüğün bileşimi vs.)
– Zaman (besinlerin ağızda kalış süresi)

Ağızda bakterilerin oluşturduğu bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıkları sebebi ile asit oluşturabilmektedirler. Bu asitler, dişin mineral dokusunu çözer ve dişin minesini bozarak diş üzerinde kavite adını verdiğimiz oyukların oluşmasına neden olur.

Teşhis ve Tanı Yöntemleri

Diş çürükleri; dişin çiğneme yüzeyinde, dişlerin birbirine temas eden ara yüzlerinde veya dişlerin boyun bölgelerinde oluşabilir. Gözle görülebilen yüzeylerde oluşan kahverengilik veya oyukların belirlenmesi kolaydır, fakat bu belirtileri oluşturmamış çürüklerde röntgen tanısı da gereklidir.

Dişin mine dokusunda başlayan çürüme tedavi edilmediğinde dentin dokusuna ilerler. Dentin, mineye göre daha kolay çözünen bir yapıdır ve bu nedenle çürük ilerlemesi hızlıdır. Dentin dokusuna erişmiş bir çürükte hastada bir etken sonucu çıkan sıcak, soğuk, ekşi, tatlı hassasiyeti olabilir. Bu ağrı etken ortadan kalktığında geçer. Eğer ağrı sürekli hale gelmişse çürük dişin damar-sinir paketinin toplandığı pulpa tabakasına ilerlemiştir ve kanal tedavisi gereklidir.

Tedavi Yöntemleri

Kompozit Dolgu
Silikondioksit parçacıkları içeren bir plastik karışımıdır. Çeşitli renk seçenekleriyle dişte fark edilmez ve estetik-beyaz dolgu olarak da adlandırılır. Bir dönem sadece ön dişlerde kullanılan materyal, çeşitli yöntemlerle güçlendirilerek arka dişler için de uygun hale getirilmiştir. Özel bir bağlayıcı ajan kullanılarak dişe yerleştirilen dolgu malzemesi, ışık cihazıyla sertleştirilir ve cilası aynı seans içerisinde yapılır.

Porselen Dolgu
Porselen dolgularda hazırlanan kaviteden ölçü alınır ve laboratuvara gönderilir. Hasta bir sonraki seansa geldiğinde cilalanmış olan porselen dolgu kaviteye yapıştırılır.

Amalgam Dolgu
Gümüş, kalay ve bakır alaşımının %45-%50 oranında civa ile karıştırılmasıyla meydana gelir. Çürükten temizlenen kavite amalgam dolgu malzemesi ile doldurulduktan sonra, o bölgenin iki saat kullanılmaması ve 24 saat sert bir şey çiğnenmemesi önerilir. 24 saat sonra iyice sertleşen dolgu cilalanarak işlem tamamlanır

 

Periodontoloji (Dişeti Hastalıkları)

Diş dokuları ve çevre dokularınca ortaya çıkan iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgilenen ana bilim dalıdır.

Periodontitis hastalığı; diş ve dişi destekleyen doku (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımlarıyla karakterize iltihapsal bir türdür. Diş eti iltihabı alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Başlıca sebebi bakteri plaklarıdır, mekanik olarak tedavi edilebilir. Hastalığın oluşması sebeplerinde, genetik, çevresel ve sistematik faktörlerinde etken olduğu görülebilmektedir. Epilepsi, diyabet, kalp damar hastalıkları, down sendromu, AIDS ve kan hastalıkları da sistemik faktörler içinde sayılabilir.

Diş eti kanamaları yaygın olan periodontal hastalıkların ilk belirtisidir. Kızarık diş etleri, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere, ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi, dişlerde hassasiyet de eklenebilir.

Periodontal hastalıklar, çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta insanı farklı derecede etkileyebildiği görülmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikayeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikayeti olduğunda ise sağlam, çürüksüz dişler destek dokulardaki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

Ana dişler ne kadar sağlıksız olsalar dahi kurtarılabilecekse eğer kayıp yaşanmaması için gerekli tüm tedavi yöntemleri uygulanmalıdır. Bu noktada devreye Periodontal tedavi girmektedir. Hastalığın tipi ve şiddetine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak basitçe özetlenebilir. Periodontal tedavi içerisine yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamakta dahil edilebilir. Hastanın alışkanlıkları ve uzman doktor ile yapacağı işbirliği, ağız hijyeni ve tedavi planlaması başarıyı doğrudan etkiler.

Periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.

 

Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği)

Pedodonti, diğer adıyla Çocuk Diş Hekimliği 0-14 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlığını korumayı ve oluşan hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan ana bilim dalıdır.

Gerekli olan tüm dental tedaviler, pedodontistler tarafından sağlıklı ve engelli çocuklara uygulanmaktadır. Özellikle 4 yaşından küçük çocukların diş tedavilerinde, tedavisi uzun sürecek çocuklarda ve gelişim geriliği olan engellilerde, sıklıkla genel anestezi ile tedavi yapılmaktadır. Çocukların ağız ve diş sağlığının mükemmel olması, 6 ayda 1 düzenli yapılan diş hekimi kontrolü ile sağlanabilir. Bu kontroller sırasında ağız ve diş sağlığını tehdit eden her türlü sorun tespit edilebilir. Burada önemli olan bu problemlerin erken teşhisi ve tedavisidir. Çocuk hastada erken teşhis çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.

Çocuk hastada ilk muayene, hem çocuk hem de çocuğun anne ve babası ile iletişim kurmakla başlar. Tanışmadan sonra hastanın medikal ve dental hikayesi alınır. Daha sonra klinik ve radyografik muayeneye geçilir. Bu aşamalardan sonra tanı ve tedavi planlaması hakkında hasta ve ilgili aile bireyine bilgi verilir. Pedodontisler özellikle süt faktörü ve sürekli dişleri çürük ve periodontal hastalıklar gibi başlıca ağız hastalıklardan korumak için birçok yöntem uygulamaktadırlar.

Tanı yöntemleri

Koruyucu diş hekimliğinde en etkili tedavi şekli olarak kabul edilen florür tedavileri, sağlıklı bireyler ve çürüğe yatkın hastaların, dişlerdeki hassasiyet ve erozyon tedavisinde, özel bakıma ihtiyacı olan sistemik rahatsızlığı olan bireylerde uygulanabilmektedir. Uygulamalar bireyin yaş ve çürük oluşum riskine göre belirlenen sıklık ve miktarlarda gerçekleştirilmektedir.

Tedavi yöntemleri

Anatomik olarak azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan girinti ve çıkıntılar, yiyecekler için yapışıp kalabilecekleri bölgeler oluşturmaktadır.
Fissür örtücüler, dişlerde bu yüzeyleri örterek, besinlerin tutunmasını azaltacak ve fırçalanmasını kolaylaştıracak bir yüzey oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Klinik uygulamalar sonrasında çürük oluşumun %70-%80 oranında azalma görüldüğü bilinmektedir.

 

Protezler

Dişlerimiz, çiğneme işlevinde büyük rol oynamaktadırlar. Diş kayıplarından bahsedersek eğer, yıllar geçtikte vücudumuzun diğer bölgelerinde de yaşanan olumsuz sağlık belirtileri gibi, dişlerimiz tarafında da kayıplar yaşanmaktadır.
Protez dişler bu noktada devreye girerler. Meydana gelen diş kayıpları, oluşan kaybın sayısına göre farklı protez tipleriyle giderilebilir;

Sabit Protezler
Sabit protezler, zaman içerisinde meydana gelen diş kayıplarının, komşu dişler üzerine sabitlenen ve hastanın kendi dişi veya dişleri gibi algıladığı protez tipleridir. Tek bir diş üzerindeki madde kayıplarının giderildiği kuronlar veya diş eksikliklerinin tamamlandığı köprüler sabit protezler olarak adlandırılır.

Kuron
Çürük veya travma sonucu dişte meydana gelen harabiyet, bazı durumlarda dişin büyük bir bölümünün kaybedilmesine ve dişin zayıflamasına yol açar. Dişin dayanıklılık açısından kuvvetlendirilmesi için metal, seramik veya tam seramik restorasyonlarla kaplanması gerekir. Dişin şeklini, rengini ve işlevini geri kazandıran bu kaplamaya kuron denilir.

Köprüler
Köprü yapımı diş eksikliklerinin giderilmesinde kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Eksik diş veya dişler, komşu dişlerden destek alınarak yapılan köprülerlerestore edilmeye çalışılır. Bu nedenle komşu dişlerin belli bir oranda küçültülmesi gerekir. Köprüler genellikle çiğneme kuvvetlerine dayanacak metal bir alt yapı ve estetiği sağlayan porselen üst yapıdan oluşur. Ancak günümüz teknolojisinde bazı durumlarda sadece porselenle daha estetik ve doğal köprüler yapılması mümkün olmaktadır.

Hareketli Protezler
Hareketli protezler, eksik dişlerin tamamlanmasında sıklıkla kullanılan tedavi yöntemidir. Eksik diş sayısının sabit bir protezle telafi edilmeyeceği durumlarda uygulanır. Protez, çene üzerindeki eksik dişlerin bir kısmını tamamlaması halinde parsiyel protez, çenedeki dişlerin tümünün eksik olması durumunda ise total protez diye adlandırılır.

Hepimiz protez kullandığımızda ağzımızdaki protezlerin hemen fark edileceğinden endişe ederiz. Ancak günümüz teknolojisinde, protezlerle doğal bir görüntü sağlamak ve hastanın estetik beklentilerini tam olarak karşılamak oldukça kolaylaşmıştır.

Eğer dişlerinizin tümünü veya bir kısmını kaybetmişseniz, protezler, görümünüzü, konuşmanızı, gıdaları ısırmanızı ve çiğnemenizi düzeltecektir. Protez yapılmaz ise, doğal dişler, eksik komşu dişlerin olduğu boşluğa doğru eğilebilirler; üst dişler aşağı, alt dişler yukarı doğru yer değiştirebilir. Bu durumda kalan dişlerinizin ısırma ve çiğneme işlevini sağlıklı yapmasını engeller. Protezler dişlerinizin çekiminden hemen sonra ağzınıza uygulanabilir, bu tip protezlere ‘immediat protez’ denir.

Hareketli Protezlerin Temizlenmesi

Eğer hareketli proteziniz varsa, onların temiz tutulması oldukça önem taşımaktadır. Protezlerin temizlenmesi, doğal dişlerin temizlenmesinden daha kolaydır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

– Protezin kırılmaması için su dolu bir kap içinde yıkayın, böylece düşürürseniz kırılma olasılığı ortadan kalkmış olur.
– Orta sertlikte bir fırça ile her gün fırçalayın.
– Diş macunu veya sabun kullanabilirsiniz ama ağzınıza uygulamadan önce iyice durulanması gerekmektedir.
– Gece yatarken mutlaka protezleri ağızdan çıkarıp, su dolu bir kaba koyarak ağız içerisindeki dokuların tükürükle temas etmesini ve havalanmasını sağlanmalıdır.

İmplant Üstü Protezler
İmplantlar, eksik dişlerin tamamlanmasında kullanılan bir yöntemdir. İmplantın bir parçası cerrahi işlemle kemik içine doğal diş kökü gibi yerleştirildiği için, hastalar implantları gerçek diş gibi hissederler ve kullanırlar. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır. Hastanemizde bu işlemi ameliyathane ortamında genel anestezi veya sedasyon ile de uygulatabilirsiniz. İmplantların çene kemiği ile kaynaşmasını takiben üzerine sabit veya hareketli protezler uygulanır.

Ortodonti Ünitesi

Ortodontinin asıl amacı diş, çene ve yüz bölgesini ilgilendiren bozuklukların oluşmasını önlemektir. Aynı zamanda mevcut bozuklukların ilerlemesini durdurmak, tedavi etmek ve bununla birlikte iyi bir estetik fonksiyon (ısırma, çiğneme, konuşma, gülme) sağlamayı hedefleyen uzmanlık dalıdır.

Ortodontik Bozukluklar Neden Oluşur?
– Kalıtsal etkenlere bağlı,
– Doğumsal anomaliler (dudak, damak yarığı gibi),
– Hatalı fonksiyonlar (ağız solunumu gibi),
– Zararlı alışkanlıklar (parmak emme, uzun süre emzik kullanma gibi),
– Çürük nedeniyle süt dişlerinin erken kaybedilmesi,
– Diş gıcırdatma veya düşme, çarpma gibi travmalar nedenleriyle oluşmaktadır.

Ortodontik Bozukluklar Neden Tedavi Edilmelidir?
Düzgün diş ve çeneler iyi bir yüz estetiğinin, güzel bir gülümsemenin ayrılmaz parçasıdır. Bu sebeple çene eklem bozuklukları, diş yapısı ve yüz bölgesindeki bozukluğu estetik açıdan toparlanması amacıyla tedavi edilmelidir. Aynı zamanda;

– Kişinin etkin şekilde besinleri ısırabilip, çiğnemesi ve konuşmasına yardımcı olmaktadır.
– Dişeti hastalıklarına ve çürüğe yatkınlığı azaltmakta, sağlıklı diş ve dişetlerine katkıda bulunmaktadır.
– Çene eklemi bozuklukları gibi fonksiyonel sorunların oluşumunu azaltmakta, bu bozuklukların tedavisinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Ortodontik Muayene Ne Zaman Yapılmalıdır?
Ortodontik tedavi her yaşta uygulanabilir. Ancak özellikle çene bölgesini ilgilendiren sorunlar varsa, büyüme ve gelişimden de yararlanabilmek için çocukların tam buluğ çağına girmeden önce (10-12 yaş) muayeneye edilmeleri gerekmektedir.

5-6 yaşlarındaki çocuklarda ise büyüme ve gelişimi bozabilecek sorunların erkenden saptanabilmesi için ortodontik muayene çok yararlıdır.

Koruyucu Ortodontik Tedavi
Bu tedavilerde amaç, daimi dişlerin düzgün sürebilmeleri için yeterli yeri hazırlamaktır. Bu amaçla erken kaybedilen süt dişlerinin yerini koruyan yer tutucular hazırlanmaktadır. Ayrıca diş çürüklerine yatkın çocukların pedodontist tarafından takibi önerilmektedir.

Önleyici Ortodontik Tedavi
Kötü alışkanlıklar olarak sıralayabileceğimiz parmak emme, anormal yutkunma gibi faktörlere bağlı gelişebilecek problemleri önlemek veya daimi dişlere yer kazanmak amacıyla çeşitli hareketli aygıtlar hazırlanabilmektedir.

Sabit Ortodontik Tedavi
Daimi dişler sürdükten sonra ortodontik tedavi artık dişlerin üzerine yapışan ve tedavi süresince çıkarılmayan braketler ve bu braketlerin içinden geçen tellerle yapılmaktadır. Bazı diş bozuklukları ise dişlerin iç yüzeylerine braket uygulanmasına izin vermekte, böylece tamamen görünmez olabilmektedir (Lingual Ortodonti). Sabit ortodontik tedavi sağlıklı diş ve dişetlerine sahip her yaştaki hastaya uygulanabilmektedir. Tedavi ile elde edilen sonuçların korunması için çeşitli pasif aygıt ve dışarıdan görünmeyen tellerle uzun süreli pekiştirme gerektirir.

Estetik Diş Hekimliği

Estetik / Kozmetik Dişhekimliği Nedir?

Dişlerimizin estetik düzeltmelerle doğal, beyaz ve düzgün sıralanmış olması, yüzümüzdeki önemli estetik ayrıntılardan biridir. Hoş görünümlü ve asli fonksiyonunu yerine getiren dişlerin kişinin yaşamına pozitif katkı sağladığı bir gerçektir.
Diş Estetiği, kişinin sadece hoş ve bakımlı görünmesini değil, dişlerin temel fonksiyonlarını da sağlıklı bir şekilde yapmasını amaçlar.
Estetik diş hekimliği, bilim, teknoloji ve sanatın karışımıdır. Amacı da “Sağlık ve doğal güzelliği” yakalamaktır.

Diş Estetiğinin Amaç Edindiği Konular;

  •        Sağlıklı ve kişiye uygun gülüş tasarlamak,
  •        Formu bozuk dişlerde diş düzeltme ile Doğal ve estetik görünümlü dişler,
  •        İdeal renk ve boyutta sağlıklı estetik diş etleri,
  •        Diş ve diş eti oranının ideal noktaya getirilmesi ve uyumunun sağlanması,
  •        Tüm tedaviler sonucunda güzel bir gülümseme sağlıklı diş ve dişetleri.
  •        Estetik dişler,  diş estetiği ve estetik gülüşler için doğal görünüm en önemli olan şeydir,
  •        Diş estetiği tedavisinde hasta verilerinin iyi incelenmesi ve en doğal sonucun alınması.

Oral İmplantoloji

İmplant, çeşitli nedenlerle kaybedilen dişlerin yerine onların fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir. Fiziksel olarak yüz estetiğinin ayrılmaz ve bütünlüğünü sağlayan bir parçası olan dişler, yaşanılan kayıplar sonucu psikolojik ve sosyal çevre bakımından rahatsızlıklara neden olabilir. Bu etkenlerin dışında beslenme, sindirim sorunları ve konuşma bozukluklarına da yol açtığı gözlenmektedir. Diş eksiklikleri, doğal dişlere bağlı köprü protezleri veya çıkarılıp takılan hareketli protezler gibi klasik yöntemler ile tamamlandığı gibi implant destekli protezlerle de yapılabilir.

Tek veya Daha Fazla Diş Eksiklikleri
Dentistanbul olarak eksik olan diş tedavisi tek diş için uygulanacaksa köprü ile restore edilmesindense, implant ile tedavi edilmesi daha koruyucu olacağından tavsiye edilmektedir.

Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülmesi sonucu üzerlerinin kaplanması gerekecektir. Bu köprüler belirli aralıklarla değiştirilmesi ekonomik bir çözüm değildir. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde, eksik diş yanında bulunan sağlıklı dişlere zarar vermeden tedavi edilebilir.

Tam Dişsizlikler
İmplant destekli protezler, eğer ağızda hiç diş kalmamışsa, bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle, hareketli protez kullanılmadığından kişiye ihtiyacı olduğu konforu sağlayabilir.

İmplant Aşamaları Nelerdir?

Muayene ve Planlama
İmplant multidisipliner bir yaklaşımla yapılır. Bu bir ekip işi olup; implantı çene kemiği içine yerleştirecek cerrahi uzman ile implant üstü protezi yapacak protez uzmanı birlikte çalışırlar. İmplant ileri derecede kontrol edilemeyen diyabet gibi bazı sistemik hastalıkları olan kişiler dışında herkese uygulanabilir. İmplantlar titanyumdan yapıldıkları ve doğal diş kökü yerine konumlandırıldıkları için doku uyumludurlar ve herhangi bir alerjik veya toksik rahatsızlığa neden olmazlar.

Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayenesi ile diş etleri, alt çene ve üst çenenin ilişkileri ile dişler arasındaki ilişki incelenir. En az hata ile tedavi sürecinin tamamlanması için klasik radyografileri dışında, komplike vakalarda üç boyutlu tomografi istenilerek, çenenin birebir ölçü modeli belirlenir, implantların yerleştirileceği bölgeler planlanır.

İmplantların Yerleştirilmesi
Doğru planlama süreci, en sağlıklı tedavinin başlangıç noktasıdır. Yapılacak operasyona dahil olacak uzman, deneyimli ekip, gerekli ekipman ve gerekli hijyenik ortamda yapılması da ayrıca önem taşımaktadır. İmplantlar diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi sonucu uygulanmaktadır. Fakat çene kemiğinin yeterli olmadığı ve greft dediğimiz doku ilavesinin gerekli olduğu bazı vakalarda, uzun operasyonlarda veya aşırı stresli hastalarda genel anestezi veya sedasyon altında konforlu bir şekilde operasyon yapılabilmektedir.

Protezlerin Yapılması
Operasyon sonunda osseointegrasyon denilen implantın kemik yüzeyine bağlanması beklenmelidir. Bu süreç kemik yapısına göre farklılık gösterebilir. Süreç tamamlandıktan sonra üst yapı oluşturulur. Operasyondan sonra protezler yapılıncaya kadar estetik ve fonksiyonun devamı için geçici protezler yapılır.

Genel Anestezi ve Sedasyon

Dentistanbul Diş Hastanesi’nde, 10 yataklı servisimiz ve tam teşekküllü ameliyathanemiz mevcut olup genel anestezi veya sedasyon ile cerrahi (diş çekimi, diş eti tedavisi , implant, kemik grefti, kemik kisti vb.) ve cerrahi olmayan (diş dolgusu, kanal tedavisi vb.) tedaviler uygulanmaktadır.

Sedasyon Nedir?
Hastaya uygulanacak diş tedavisi belirendikten sonra, bazı sedatif(diyazem benzeri), sarkotik analjezik(morfin benzeri) ve bazen hipnotik bir ilacın kombinasyonu ile hasta rahatlatılır ve kısa bir amnezi (unutkanlık) sağlanıp, lokal anestezi ile hastanın diş tedavisi kısa sürede tamamlanır.

Genel Anestezi Nedir?
Halk dilinde narkoz diye bilinen genel anestezi başlıca üç grup ilaç kombinasyonu ile sağlanır.
– Hipnotik ilaçlar yardımı ile hastanın geçici şuur kaybı,
– Narkotik analjezikler uygulanarak(morfin benzeri ağrı kesiciler) hasta bilinçsiz olsa bile ağrısız bir operasyon geçirmesi, – Kas gevşetici ilaçlar(kürar) ile vücuttaki tüm kaslar gevşetilerek rahat bir cerrahi ortam sağlanır. Kas gevşeticilerin kullanımı ile tüm kaslar, solunumu sağlayan solunum kasları dahil olmak üzere, geçici olarak felç olur ve endotrakeal tüp dediğimiz steril olan küçük bir tüp, hastanın nefes borusuna (trakea) yerleştirilerek hastanın solunumu, anestezi uzmanı kontrolünde anestezi cihazı (solunum cihazı) ile sağlanır.

Anestezi Komplikasyonları
Tıptaki gelişmeler sayesinde, anestezide kullanılan ilaçların yan etkileri oldukça aza indirgenmiş olup, vücuttan hızla atılmaktadırlar. Ayrıca günümüzde mevcut medikal teknoloji ile gerek anestezi cihazları gerek hasta monitorizasyonu ile hastaların tüm vital bulguları çok yakından takip edilebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı anestezi, uygun şartlarda deneyimli uzmanlar tarafından yapıldığı sürece, anesteziye (genel veya sedasyon) bağlı oluşan komplikasyonlara oldukça az rastlanılmaktadır. Hastalarımızın anestezi öncesi en az 8 saat aç olmaları gereklidir.

Pre-op Anestezi Muayenesi
Dentistanbul’u tercih eden hastalarımız öncelikle ihtiyaçları saptanıp gerçekleştirilecek diş tedavileri, ilgili bölümlerce planlanır ve sonrasında pre-op anestezi muayeneleri yapılır. Anestezi muayenesinde öncelikle hastanın detaylı özgeçmiş (öncesinde geçirdiği ameliyat ve hastalıklar, sürekli kullandığı ilaçlar vb.) bilgileri edinilip, fizik muayenesi gerçekleşir. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra ameliyat randevusu verilir…

Anestezi Risk Grupları

– Herhangi bir sağlık sorunu olmayan ve anestezi riskleri en az olan hastalardır.
– Hafif bir rahatsızlığı olan diyabet ve hipertansiyon gibi, ancak hayatı fonksiyonlarını etkilememiş olan hasta grubu.
– Kalp yetmezliği, solunum yetmezliği gibi hayatı fonksiyonları etkilenmiş ve anestezi riski yüksek olan hasta grubu.
– İleri derecede kalp, karaciğer, böbrek ve solunum yetmezliği olan hasta grubu.

Genel Anestezi ve Sedasyon Uyguladığımız Hasta Grupları
Çocuk ve erişkin hastaları 5 grupta inceleyebiliriz.

– 4 Yaşından küçük çocuklar(bu grup çocukların ikna yolu ile diş tedavileri oldukça güçtür)
– Gelişim geriliği olan çocuk veya erişkinler.
– İleri derecede fobisi olan erişkin hastalar.
– Genel anestezi gerektiren cerrahi girişimler (kemik grefti, kemik kisti vb.
– Lokal anestezi ile tek seansta yapılması mümkün olmayan birçok cerrahi işlemin kısa sürede (2-3 saat) genel anestezi altında yapılmasını isteyen hasta grubu.

 

 

Endodonti (Kanal Tedavileri)

Endodonti, özellikle kök kanalı tedavilerinin gerçekleştirildiği ana bilim dalıdır. Günümüzde kanal tedavisi, canlı dişlerde tek seansta, canlılığını yitirmiş dişlerde ise genellikle iki seansta yapılmaktadır.

Diş Anatomisi Hakkında

Dişin ağızda görünen kısmına kuron, ağızda görünmeyen, kemik içinde kalan kısmına da kök adı verilir. Dişimiz birkaç tabakadan oluşur. Kuron kısmının en dışında yani ağzımızda görülen kısım mine adını alır. Dişimizin diş eti altında kalan ve kemik ile çevrelenen kök kısmının üzerini sement tabakası örter. Diş mine ve sement tabakalarının altında da dentin tabakası vardır. Dentinin özelliği, dişin en büyük tabakasıdır ve mine tabakasının aksine sinir uçlarını barındırır. Bu özelliği ile ağrı mekanizmasında rol oynamaktadır.
Dentin tabakasının altında diş pulpası vardır. Bu kısımda dişin damar ve sinirleri bulunur. Pulpa dişin sürmesi ve gelişmesi sırasında önemli bir rol oynar. Ayrıca diş sürdükten sonra da ağrı mekanizması ile dişimizin karşılaştığı sorunları bize iletir.

367.866-PAXS2V-423

Pulpa Nasıl İltihaplanır?
Her insanın ağız boşluğunda bakteriler vardır. Bakteriler aldığımız birçok gıdayla birleşerek ağzımızda asitlerin oluşmasını sağlarlar. Bu oluşan asitleri ağzımızdan uzaklaştıramazsak, bu maddeler mineye zarar verirler ve mine tabakasında çürük oluşmasına neden olurlar. Minede oluşan çürükler tedavi edilmezlerse, mine tabakasının altındaki, dentin tabakasına geçerler. Dentin tabakası ağrı yoluyla bizi uyarmasına karşın oluşan çürük yine tedavi edilmezse bu kez mikroorganizmalar pulpaya doğru hareketlenirler. Bu sırada pulpa kendini korumak için çeşitli yolları devreye sokar. Bu yollardan biri de ağrı yoluyla bizi uyarmaktır ama yine dişimizi tedavi ettirmezsek bir müddet sonra mikroorganizmalar pulpa içindeki damar ve sinirleri harap ederek iltihabın oluşmasını sağlarlar.

Pulpa da iltihabın oluşmasının bir başka yolu da travmalardır. Dişe gelen bir darbe, kök ucundan dişin köküne giren damar ve sinirlerin kopmasına, böylece dişin canlılığını yitirmesine neden olabilirler. Bu durumu herhangi bir yolla mikroorganizmaların eklenmesi pulpanın iltihabına neden olur. Pulpanın enfekte olmasının bir başka yolu da, diş çevresinde uzun süreli periodontal (diş eti ve çevresi) hastalığın bulunmasıdır.

Bir Dişin Enfekte Olduğu Nasıl Anlaşılır
Soğuk ve sıcak gıda tüketim sırasında oluşan diş ağrısı ve hissedilen diş hassasiyeti bir iltihap başlangıcı habercisi olabilir. Bu iltihap belirtilerine dişlerde meydana gelen aşırı renk değişimleri de dahil edilebilir. Bunların dışında çürüğün pulpaya kadar ulaştığı ama tedavi edilmeyen dişlerde enfeksiyon kök ucundan çene kemiğine çıkar ve yüzde küçük, büyük şişlere neden olabilir. Bu durumda enfeksiyonla mücadele, diş hekimin yaptığı işlemlerin yanı sıra antibiyotik kullanımı da uygulanabilir. Genel kanı, yüzde şişlik oluşturan dişin şiş indikten sonra çekilmesi gerektiğidir, ancak bu çok eski bir düşüncedir. Bu noktada enfeksiyonlara neden olan dişler bile kanal tedavisi yapılarak ağızda tutulabilir ve bu diş sağlıklı diş gibi size yıllarca hizmet edebilir.

Kanal Tedavisi Aşamaları Nelerdir?

  1. Radyografi alınarak sorunlu dişin belirlenmesi.
  2. Diş canlıysa lokal anestezi yapılarak, diş ve çevre dokulardaki duyarlığın yok edilmesi.
  3. Dişin mine ve dentin tabakalarındaki çürüklerin temizlenerek, pulpaya ulaşılacak boşluğun oluşturulması.
  4. Elektronik aletler kullanılarak çalışma uzunluğunun saptanması ve radyografiyle teyit edilmesi.
  5. Döner alet sistemleri kullanılarak, kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının ve mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.
  6. Kök kanallarında döner alet sistemleri kullanılırken, çeşitli kök kanalı dezenfektanları ile mikroorganizmaların yok edilmesi.
  7. Kanal tedavisine başlarken diş canlı değil ise, kök kanalı içine konulacak bir kanal antiseptiği ile belirli bir süre beklenmesi ve sonraki buluşmada kök kanlarının doldurulması.

Kök kanalı tedavisinden sonra, dişin çevre dokular ile ilişkisi kesilerek, enfeksiyonun bir daha oluşmaması ve dişin çevre dokularında meydana gelmiş bir hasar varsa onun onarılması amaçlanır.
Bugün için doğru tedavi yöntemi uygulanan kanal tedavilerde başarı oranı %90’a varmaktadır.

 

Whatsapp